Tam 32 yıl sonra ilk aşkınla buluşacak olsan yanına ne alırdın?

12191020_509299032584329_4163679173155722877_n

Yol Hikayeleri / Antalya

Tam 32 yıl sonra ilk aşkınla buluşacak olsan yanına ne alırdın?
Tam 32 yıl diyorum!
Kim bilir neler sığdı o 32 yıla! Ben bilmiyorum…
Yalnız bir keresinde artık dayanamamış Adam. Duymuş ya İstanbul’un neresinde yaşadığını Kadın’ın, tek tek dolaşmış Sahrayıcedit sokaklarını. Cesaretini topladığı anlarda vurmuş evlerin kapısını, sormuş Kadın’ın adını. Sonra sokak sokak, ev ev,tek tek…
Bulamamış…
Ondan bilmem ki kaç yıl sonra, bir sokağın orta yerinde karşılaşıvermişler öylece.
Hayali bu değildi elbet Adam’ın ama iki kelime dökülebilmiş ağzından;
“Ben evlendim.”
Peki ya kadının hayali, bu iki kelime miydi sanki?
“Hayırlı olsun.”
Daha doyasıya bakamadan birbirlerine, Adam’ın bir hafta önce evlendiği eşi yetişip gelince yanına, yürümüş gitmişler…

Başka ne sığdı o 32 yıla ben bilmiyorum. Ama tam 32 yıl sonra bulunca izini Kadın’ın, memleketin taaa öbür ucuna uçarak giderken adam, heyecanla çantasına neler koymayı unuttuğunu ben bilmem. Bir tek şeyi aldığından emin. Flash belleğine yüklediği “çizgi filmler”!
“çizgi filmler”!
“çizgi filmler”!
“çizgi filmler”!
Şimdilerde yine el-ele izliyorlar çizgi filmlerini. Tıpkı 32 yıl önce olduğu gibi…Ve kahramanları Kösteban’ın filmi girince vizyona, onlar ayrı şehirlerdeyken, telefonla anlaşıp aynı seansa gitmek için sözleştikleri doğrudur!
Tam 32 yıl sonra ilk aşkınla buluşacak olsan yanına ne alırdın?

Reklamlar

Bir şehir efsanesi değilmiş “EVİ YIKAMAK” duydum, gördüm yıkadım

12208560_508991319281767_5459565954489733190_n

Yol Hikayeleri / Antakya

Beni bilirsiniz, gezilecek görülecek yerleri yazmayı pek beceremem de bayılırım hikayelere karışmaya. Bunu da paylaşmazsam olmaz.
Yıllardır duyarım, güneyde yaşayanların, yazın halıları, kilimleri falan kaldırdığını. Buraya kadar her şey normal, yazın sıcağı, tamam.
Bir de evleri süpürüp silmek yerine, yıkamak var ki ona hiç kafam basmamıştı.

Geçenlerde Antakya’da, Maye ev temizliğine kalkışınca ben de hemen ayaklandım, “süpürgeyi ver de ben de evi süpüreyim” dedim.
“Öyle bir görev tanımımız yok.” dedi Maye gülerek.
Ben bıdı bıdı konuşup onu ikna etmeye çalışırken elinde bir kova suyla çıkageldi. Ciddiymiş!
Bildiğin kova kova suyu eve döküp yıkadık ya evi…
Şehir efsanesi değilmiş ev yıkamak Kuzeyli dostlar, duydum, gördüm, yıkadım! 🙂

11202108_508991339281765_5429174183493309765_n

12187827_508991509281748_8126844853942300533_n

12227548_508991322615100_3101171436748602723_n

Bir gün var ya, sırf bu yüzden para kazanmak istiyorum. Sigara alcam abi!

11998947_498512600329639_6348002623417370514_n

Yol Hikayeleri / Kaleiçi – Antalya

“Yirmi gündür evde sadece tütün içmişiz, hepimize fenalık gelmiş.
Abi dedim başlarım böyle işin içine, kıydım paraya aldım bi paket sigara. Aynı gün kardeşim de dellenip almış. Babam da bir paket almış da kimse birbirine çaktırmıyor…

Babam akşam gelmiş güya vitrinde kalem arıyor. Yalan! Bizim zulaların peşinde.
Bulmuş patlatmış ya benimkini! Ben de durur muyum, aradım taradım patlattım kardeşiminkini…
Bir gün var ya, sırf bu yüzden para kazanmak istiyorum. Sigara alcam abi!”
(Sigarasını, masadaki canlarla hiç tereddüt etmeden paylaşan bir güzel kadından…)

Alışveriş yapmam ki ben, delirdiysem demek! :o(Fas’ta alış-veriş!)

İlk yurt dışı seyahatim olan interrail öncesi, para biriktirebilmek için alışverişi ciddi ölçüde azaltmıştım. O gün bugündür de az alışveriş yaparım. Hele ki seyahatlerde bırakın büyük alışverişi, magnettir küçük biblodur vs bile aldığım nadirdir.

11170352_433761206804779_1629452558283021844_n

Dokuz günlük Fas seyahatimizin daha ilk durağı olan Chefchaouen’da, nasıl oldu da kendimizi bu kilimci’de bulduk bilmiyorum. Renkler de pek güzelmiş, biraz fotoğraf çekip çıkarız diye aklımdan geçirdiğimi hatırlıyorum.

Bir punduna getirilip, kilimler tek tek açıldı -sorun yok- ,
ben bu kırmızıya bayıldım-sorun yok-

Üzerine oturup fotoğraf çektireyim bari dedim uçan halı misali, bir daha nerede göreceğim di mi ya?

11188321_433761203471446_5054301375466788925_n

Öyle eminim ki, zaten alışveriş yapmam, yapsam da böyle pahalı bir şeyi hayatta almam, hadi diyelim aklım orada karıştı, onca yıllık gezginim o ağır sırt çantasına bu koca kilimi de koyup bütün Fas’ı gezecek kadar hiç delirmem!

Delirmişim 😮 Evet o koca kilimle, kendime söylene söylene bütün Fas’ı dolaştım… Şimdilerde evsizim ya, yeniden evim olsun ilk işim bu kilimi sermek olacak yeminle!

İyi haber: Fasta sıkı bir pazarlıkla 100 lira denen bir şeyi 10 liraya bile alma şansınız var.
Kötü haber: Fiyatları öyle yüksekten sallıyorlar, o kadar değişebiliyor ki, 100 liralık şeyi 10 liraya bile alsanız “kazıklandım galiba” hissi hiç gitmiyor.
(Yani en azından bana öyle gelmişti)

11182034_433761420138091_3480957890066804239_n

Tanıdık bir şehirde tanıdık bir limon ağacım var benim…

“Evine hoş geldin!” dedi Maye. Sonra elini omzuma attı, dayılana dayılana yürüdük eski Antakya sokaklarında, erkek çocuklar gibi…

“Heeyyyt İstanbul’dan arkadaşım gelmiş” dedi bir eli havada, ben de onu taklit ettim.

Adımlar bildik bir avluya çıkı. Güneş ve limon ağacı. Yaprakları henüz çıkmamış. Alttaki yeni sürgünlerden çıkmış da üstlerde tık yok. Oysa buralara bahar çoktan gelmiş.
“Yaprakları geç mi kalmış bunun ne?” dedim.

“Yaprak çatlaması oldu bu” dedi Özkan.

Yaşlı ağaçlarda olurmuş. Az mı limonatasını içmiştik geçen bahar. Bir şehre vardığında tanıdık bir limon ağacı olması insanın? Sevinçten delirecek içim, dışımsa sakin durmaya çalışıyor ele güne karşı. Bin şehir de gezsem bırakmayacak mı yakamı şu bizim köyün elalem illeti! Olsun varsın, tanıdık bir şehirde tanıdık bir limon ağacım var benim, çatlayan yapraklarını sevdiğim…

Starred Photos16

Sıradan bir Antakya gecesiydi, portakal ağaçlı avluya açılan…

Bugün bizim için en önemli bayram dedi musevi olan, bugün çok özel bir dolunay dedi çakır gözlüsü, bugün benim doğum günüm dedim.

Avluya açılan kapıyı açık bıraktık ve birbirimizden güç alarak, tek tek göğe saldık korkularımızı, kendiliğinden kurulan çemberimizde.

Sonra dua etti sünni olan, inşallah dedi musevi olan, Allah kabul etsin dedi hıristiyan olan. Bilmem ki hangi dinin hangi mezhebindendi gülümseyerek başıyla onaylayan. Sıradan bir Antakya gecesiydi, portakal ağaçlı avluya açılan…

PEACE