Suyunun rızasını aldığım şehirler…Mersin

IMG_1298.jpeg

(Mersin – Eski Cami. Foto by Peril Cantürk)

Suyunun rızasını aldığım şehirler…

Öyle bardaktan falan değil! Sokakta!
Elimi uzatıp çeşmesine,
Davet eder gibi
Suyun da rızasını alır gibi
Şifasında gönül birliği eder gibi…

Orada başlar dostluğum şehirlerle, suyunun rızasını aldığım şehirlerle…

IMG_1300

***

IMG_1266

(Mersin / Latin İtalyan Katolik Kilisesi)

Ötekisiz dünyayı biliyorum ben!

“Ey oğul birdir, kap değişse su.”

Istanbul’lu saat ustası Nejdet Usta, Mersin’in katolik kilisesine gelmiş bundan birkaç yıl önce. Otuz yıldır çalışmayan saati tamir etmek üzere. Tek tek döktürmüş kırılan parçaları. Bilmem ki hangi dinden Nejdet ustanın elinden, tıkır tıkır işlermiş şimdi kilisenin saati. Ara sıra da ararmış usta, sorarmış işleyen saatini.

Ötekisiz dünyayı biliyorum ben,
ruhumun en derinliklerinde biliyorum.
Ve bildiğim bir şey daha var, yalnız değilim…

IMG_1283

IMG_1281

***

IMG_1326.jpeg

(Ulu Cami Meydanı / Mersin)

Kilitsiz kapılı evlere, kına kokulu ellere selam ettim…

Tahta kapının ipini çekerek girerdim içeriye. Kilit yok!
Evin serinliğiyle birlikte dolardı burnuma, ahşap tavanda asılmış üzümlerin, ekmek ayvalarının ve sedirde kurutulmuş nanelerin kokusu.

IMG_1329.jpeg

Babaannemle ben de kınalamişsam ellerimi, sedirde uyumuşsam, hele bir de ellerim yüzüme yakın bir yerlerde uyanmışsam, işte o koku, cennetin kokusu.
Gözlerimi kapatıp, Mersin’in Ulu Cami’sinden Sakarya’nın Geyve’sindeki babaannemin evine gittim bugün.
Kilitsiz kapılı evlere, kına kokulu ellere selam ettim..

IMG_1320

IMG_1314

***

IMG_1459.jpeg

(Şehir Mezarlığı / Mersin)

“Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu”*

Tarsus’luymuş Cemal. Mersin’li Terez’e aşık olmuş. Ama ne aşk… O zamanlar kolay değildi Müslüman bir oğlana Hristiyan kız almak diyor masalcı… Sanki şimdi çok kolaymış gibi…

Kahramanımız Cemal, pes etmemiş. Ne yapıp edip evlenmiş sevdiği kızla. Birlikte ne kadar yaşamışlar bilmiyorum.
Bildiğim Cemal’in gidişine Terez’in yalnızca bir ay dayanabildiği…

Aşkın dininin sorulmadığı bir yerlerde sarılıyorlar onlar şimdi… Gül bahçelerinden gülümsüyorlar bize, aşkla!

“oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük”*
*Cemal Süreyya

***

IMG_1418

(Şehir Mezarlığı / Mersin -Foto by Peril Cantürk )

Ahh! Hiç mi vaktim yok, durup ince şeyleri anlamaya!
Adresi sorulmadan, gönülden verilen çiçekleri koklamaya!

“Abla dursana iki dakka” dedi.

Hay Allah! Bir taraftan öndeki gruba yetişmeye çalışıyorum, bir elimden su şişesi telefon, bir elimden kamera bilmem ki daha ne sarkıyor. O benim elime bir şeyler sıkıştırmaya çalışırken benim en büyük derdim, duyduğumdan beri çok heyecanlandığım mezarlığa girmek. Hristiyanların ve Müslümanların bir arada huzur içinde uyduğu mezarlığa.

“Abla iki dakka dur şunları vereyim.” dedi.
Hepsi farklı boyutlarda kopuşmuş rengarenk çiçekleri tutuşturdu elime.
“Kopan çiçekleri hiç atmam ben Abla.” dedi. “Gönderirim mutlaka içeriye.”
O an kalakaldım birkaç saniye. Sormadı bile mezarlığın hangi tarafına gidersin diye. Müslüman, Hrıstiyan Yahudi…
Murat’ın bütün derdi, çiçeklerini göndermekti bu dünyaya veda edenlere.
Adresini hiç sormadı, aceleme de aldırmadı, elime tutuşturdu, sonra da derin bir nefes aldı…
Tek tek bıraktık çiçeklerini mezarlara…
Niyet ettim, ne olursa olsun nefes almaya, dünyanın en güzel şeyine de koşsam, durup ince şeyleri anlamaya, gönülden verilen çiçekleri koklamaya!

IMG_1425

IMG_1463

***

IMG_1407.jpeg

(Mersin – Arap Ortodoks Kilisesi foto by Ahmet Buğra Tokmakoğlu)

“Biliyorum” dedim. “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”

Sağolsun, kapıda karşıladı bizi peder. Uzun uzun anlattı kiliseyi. Gönül bağımın olduğu, ayak izlerimin kaldığı coğrafyalardan bahsediyordu halbuki. Şam dedi, Beyrut dedi, Antakya dedi. Duydum duymasına da beni pencereden bir kız çağırdı. Yeşilin kalbinde bir kız. İçimden de olsa affını istedim Peder’in, pencereye yaklaştım. Kızın üflediğiymiş beni çağıran. Portakal çiçeklerinin kokuymuş üflediği. Dinledim uzun uzun, müziğini ve sırrını. Gönlümü doldurdu çiçeklerin kokusu. Gönlün yolu bir. “Dünyayı güzellik kurtaracak” dedi kız. “Biliyorum” dedim. “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”

IMG_1395

En son veda ederken kiliseye, kapıya kadar geldi Peder. Ben hikayeleri kaçırmaktan mahçup, o yılların evsahibi… Tam ayrılırken “hoşgeldiniz” dedi. Gözlerim parladı. Antakya usulu bir veda idi… Dünyamı yine güzellik kurtardı, hoş geldim!

***

IMG_1375

(Mersin’in meşhur kerebiç tatlısı.)

Eli öpülesi ustalar!

Kısacık zamanda birkaç dükkan dolaştık. Tatlısından kahvesine… Torunlar’dan dinledik, üç nesildir damakları tadlandıran lezzetleri. Dedeler sağ mı göçmüş mü bilmem, onların yerine ben gururlandım, çizgisini hiç bozmadan bu tadları nesilden nesile taşıyan çocuklarla, torunlarla…

DSC_0059 (1)

(foto by Ahmet Buğra Tokmakoğlu)

IMG_1340

IMG_1331

IMG_1364

IMG_1363

***

IMG_1287

(Adının verildiği sokakta bir Lina)

“Yaşarken kardeşçe büyüdüğümüz gibi ölünce de birlikte gömüldük.”

Kiliseye vardığımızda ilk o vardı kapıda. Meğer bizi beklermiş. Gideceğimiz yerleri tek tek çalışmış. Gün boyunca da bir çok hikaye anlattı bize. Hepsi birbirinden kıymetliydi de, ben en çok atarlanmasını sevdim onun. “Biz burada Müslüman, Hıristiyan, Yahudi hep birlikte büyüdük kızım. Yaşarken kardeşçe büyüdüğümüz gibi ölünce de birlikte gömüldük.” dedikten az sonra, resmi bir binanın önünden geçerken, emir kulu bir polis, kibarca “fotoğraf çekmek yasak” dedi ya. O zaman gözlerinde gördüm Lina Abla’nın, ne kadar kıymetli olduğunu anılarının. Yasak masak olmaz dedi, koridorlarında koşturarak büyüdüm ben bu binanın. Öyle tatlı atarlandı ki, biz güldük, polis güldü, birkaç saniyelik saygı duruşuydu o, koridorlarda kardeşçe koşturan anılara…

***

Meraklısına;

Mersin’de gezilecek görülecek yerler 😮 Bilirsiniz, ben gezilecek görülecek yerleri yazmayı pek beceremem de bir şeyi daha bilin istedim, hikayelerde geçenler yalnızca bir günden ağzıma çalınan bir parmak bal’dan. Daha niceleri Mersin’deymiş, gidilesi, görülesi, hikayelere karışılası!

IMG_1356IMG_1357IMG_1352

Tarsus ve Mersin’de iki muhteşem gün geçirdim. Bunun için öncelikle daveti için sevgili arkadaşım Kemal Kaya’ya ve Yolda Olmak  ekibine, misafirperverliklerinden dolayı Mersin Sanayi ve Ticaret Odasına ve Oda Başkanı Şerafettin Aşut’a, Burak Hosta’ya, M. Serkan İzol ve Murat Demir’e, bizleri harika bir şekilde ağırlayan Sultaşa Otel‘e ve Hostapark Otel‘e, bana yol arkadaşlığı yapan ve her birinden ayrı ayrı ilham aldığım blogger arkadaşlarıma şükranlarımla. 😉

IMG_1343IMG_1385

 

 

Reklamlar

Tarsus’ta ikibin yıl önceki bir gezgine selam ettim ben bugün!

IMG_1093

Ruhum bohçada kim bilir kaçıncı yolculuk, hayallerimin peşine düştüğüm!

Tarsus’ta ikibin yıl önceki bir gezgine selam ettim ben bugün!

Rehberimiz uzun uzun anlatırken, Hristiyanlığı yaymak için çok seyahat etmiş dedi Aziz Paul. Gülümsemem tam da oraya denk gelir. Suyu kutsal kuyunun bir kenarında seslendim Aziz’e.
Beni bilirsin dedim, hangi dinin hangi hikayesi bana fark etmez, kalbime ne dokunur onu bilirim.

Antakya’dan Konya’ya yeni bir hayalin peşindeki bu yolculukta bugün Tarsus’a düştü yolum. Tutkusu için yollara düşen tüm gezginlere selam ettim…

(Fotoğraf Tarsus sokaklarından. El dokuması heybeleriyle her sokakta bir kırmızı bisiklete rastlamak mümkün )

***

IMG_1187

“Yarenlik” dedi. Bir sokağa verilen bundan daha sıcak bir isim olabilir mi acaba?

IMG_1178

Fotoğraf, Tarsus’un -şimdilerde dünyanın her yerlerinde de görülen- şemsiyeli sokağından. Renkler ve gölgelerle oynamak çok keyifliydi ama aklım henüz gidemediğim bir sokakta kaldı.

Artık trafiğe de kapatılıp, birbirlerine yarenlik edenlerin gönlünce oturacağı bir sokak; “yarenlik”.

Bir sokağa verilen bundan daha sıcak bir isim olabilir mi acaba?

***

 

IMG_1175

O koca çınar, orada öylece durdu!

Bisikletine binmeden hemen önce;
“Fotoğrafını çekebilir miyim amca?” Dedim.
“Tabii kızım.” Dedi.
Zaten dik olan duruşu daha da dikleşti.
Kaldırımdan yayalar, aramızdan arabalar geçti. Ben telaşlı, mahçup.
O koca çınar, orada öylece durdu.
Keşke aceleler olmasaydı, keşke dinleyebilseydim koca çınardan hikayeleri.

***

IMG_1122

Kırk Kaşık Bedesteni’nde, işini severek yapan kadınlar!

Bedestene girer girmez çıktı karşımıza. Vaktimiz yok demeye kalmadı, o kısacık zamana tüm hikayeleri sığdırdı. Değme rehberlere taş çıkartan hikayeler. Gözleri parlayarak anlattı, Ulu Cami’den Daniel peygambere kadar bildiklerini. En çok da kitapta bulamayacaklarımızı.

IMG_1131

Biz bu çarşıda tam 16 kadınız dedi. Olur da birkaç gün üst üste siftah yapamazsak, Daniel peygambere gider, hep birlikte dua ederiz. O gün mutlaka kasamıza para girer.

IMG_1124

Birazdan, siz de oraya gittiğiniz zaman, Daniel Peygamberin adını zikrederek bir dilekte bulunursanız bir mucize gerçekleşir. O mucize gerçekleştiğinde, bulunduğunuz yerden teşekkür edip, yeni bir dilekte bulunabilirsiniz. Oraya gidinceye kadar hayatınızda en önemli neyse onu düşünün lütfen, çünkü en kısa zamanda o gerçekleşecek.

Öyle içten anlatıyordu ki, sözünü dinledim, dua ede ede gittim,  şehrin tam da ortasındaki Daniel Peygamber’in kabrine kadar.

IMG_1141

(Üstteki ve alttaki fotoğraflar, Daniel Peygamber’in mezarında tek bir camla birbirinden ayrılan şehir ve kalıntılar.)

IMG_1140

***

IMG_1217

Gürül gürül akan, Tarsus Şelalesi!

İlk işsizliğim zamanında, 2009’da yolum düşmüştü Tarsus’a. Şelale’ye de gitmiştim ama nasıl unutmuşum bu şelalenin böyle görkemli aktığını. Kısacıktı uğrağımız, yine de gürül gürül akan sulara dalıp gideceğim kısa bir an çaldım yolculuktan.

IMG_1225

IMG_1220

***

Parmaklarımı yediğim doğrudur!

IMG_1208

Söylemesi ayıp, çok lezzetli yemekler yedik. Humusu da çok lezzetliydi ve bildiklerimden biraz farklı servis edilmişti de, ben açlıktan on parmak daldığımdan, humus fotoğrafı falan çekememişim. Son Dakka saç kavurmadan kalanlar 😀

Şelalede koca bir çınara sarılmışLığım da var. Her zaman dediğim gibi, sarılmak iyi gelir!

IMG_1216

Meraklısına;

Tarsus’ta gezilecek görülecek yerler 😮 Bilirsiniz, ben gezilecek görülecek yerleri yazmayı pek beceremem ama Tarsus’ta tahminimden çok daha fazla gezilecek görülecek yer varmış. Hikayelerde geçenlerin yanısıra aklıma ilk gelenler;

Ulu Cami;

IMG_1116

IMG_1112

IMG_1109

IMG_1107

Eski Tarsus Evleri;

IMG_1071

IMG_1084

IMG_1074

IMG_1075

 

IMG_1100

Şahmeran Hamamı;

IMG_1145

IMG_1147

Kleopatra Kapısı;

IMG_1038

Aziz Paul Kuyusu;

IMG_1077

Ve daha niceleri…

IMG_1086IMG_1087

Tarsus ve Mersin’de iki muhteşem gün geçirdim. Bunun için öncelikle daveti için sevgili arkadaşım Kemal Kaya’ya ve Yolda Olmak  ekibine, misafirperverliklerinden dolayı Mersin Sanayi ve Ticaret Odasına ve Oda Başkanı Şerafettin Aşut’a, Burak Hosta’ya, M. Serkan İzol ve Murat Demir’e, bizleri harika bir şekilde ağırlayan Sultaşa Otel‘e ve Hostapark Otel‘e, bana yol arkadaşlığı yapan ve her birinden ayrı ayrı ilham aldığım blogger arkadaşlarıma şükranlarımla. 😉

IMG_1051