Tayland – Chiang Mai / Gezgin Hülya’yı yeniden keşfetmenin yolu kaybolmaktan geçiyormuş, kayboldum!

1014125_527541310760101_648726318488713056_n

Chiang Mai’de 3. günümde, uyandım. Aman Allahım 3 gündür buradayım ve hiçbir şey yapmıyorum. Yani tam olarak öyle değil de, bir çok tur var gidilecek hiç birine katılmıyorum, şunları yap denen şeyler neydi unuttum, harekete geçmiyorum.

“Boş boş duruyorsun” dedi iç sesim.

Daha önceki bir çok yurt dışı yolculuğum birileriyle oldu. Hiç problem yaşamadım, hep çok eğlendim ve hep uyumluyduk ama işte uyumluymuşuz. İyi kötü bir planımız oluyordu ve harekete geçmek kolaydı. Uyumlanmam gerekmediğinde ben –gezgin Hülya- ne yaparmışım, bilmiyormuşum meğer.

“Hadi düşünmeyi bırak da şu yakınlardaki tapınaklardan birine git bari” dedim kendi kendime. Yolda devam edersin düşünmeye.

1915194_527541287426770_9106397002832182119_n
Chiang Mai’nin turistik kısmı kocaman bir dikdörtgen. Etrafı kanallarla çevrili çok düzgün bir dikdörtgen ve bir çok şey buranın içinde. Oranın etrafında bir tapınak ararken.
“Bir dakka ya!” dedim. Bu değildim ben, başka bir şey! Ben -gerçek- hayata karışmayı seviyorum. O zaman şimdi tam da şuralara gidin denilen yerin dışına taşma zamanı. Tam da oradaki hayatı koklamanın zamanı.
Haritayı kapattım, o dikdörtgenin dışında bir sokağa daldım ve kaybolmaya niyet ettim.
IMG_4431

Çok uzun sürmedi turistik bölgeden uzaklaşmam. Fakir, derme çatma bir sokakta yürürken,

“Nereyi arıyorsun?” dedi biri. Şaşırdım burada birinin İngilizce bilmesine.
“Kayboldum.” Dedim.
“Ben de” dedi. “Gelsene” deyip önünde durduğum bahçeye davet etti.
10553499_527541210760111_7869992137923106628_n

“Kayboldum” dedi. “Ne yaptığımı bilmiyorum. Gel gel korkma, yalnız değilim, bu kadınla yaşıyorum.” dedi bahçenin öbür ucundaki kadını göstererek. Karısı sandım ilk önce, değilmiş. Evin sahibiymiş. Bahçede çok fazla yardıma ihtiyacı olduğu için bu adamı işe almış.
Yıllarca Avrupa’yı dolaşmış, Fransa’da Almanya’da yaşamış bizim adam. Yirmi yıl gurbetlikten sonra doğup büyüdüğü şehre geri gelmiş.

“Bilmiyorum” diyor, “doğru mu yaptım. Kayboldum. Herkes gibi. Bu mahalledekiler gibi. Bu insanlar Myammar’dan göçüp gelmişler buraya. Göçmenler. Onlar da kaybolmuş işte. Benim gibi senin gibi. Düşünsene doğup büyüdükleri toprakları geride bırakıp burada yaşamaya çalışıyorlar. Politik sorunlardan kaçmışlar ama kaybolmuşlar. Insanlar onlara bakıp, Tai değil bunlar, Myammarlı diyorlar. Tıpkı sizin Almanya’da yaşayan Türk’lere dendiği gibi. Kaybolduk.”

IMG_4413.jpg

O sırada kadın bir sandalye ve bir bardak soğuk su getirdi bana tepsiyle.
Bizimki;
“aslında bu bizim kültürümüz. Şimdi her şey çok değişti, turist geldiğinden beri. Olması gereken bu ama artık kimsenin umurunda değil, bir bardak su veren bulamazsın. Bilmiyorum ki bu mudur hayat? Hatırlıyorum, eskiden, hiçbir şeyimiz yokken ve sokakta yaşam için mücadele verirken hepimiz birbirimize yardım ederdik. Şimdi kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Dedim ya kayboldum.”
Tam da haritayı kapatıp, ara sokaklarda –gerçek- hayata karışmaya karar verdiğim bu günde  yoluma çıkan bu adam… Gülümsedim.

“Belki de o kadar da kötü değildir her zaman kaybolmak” dedim.

“Ben bugün kaybolduğum için mutluyum mesela. Seni buldum. Turist olduğum için değil, insan olduğum için, oturacak bir sandalyem ve içilecek bir bardak soğuk suyum oldu. Ve kayboluşlarımı paylaşacak bir yoldaşım. ”
Kaap Kun Kaaa! (Teşekkürler! )

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s