Tüm dostlarım istifa!

???????????????????????????????

TÜM DOSTLARIM İSTİFA!

diye bağırasım var bugün…

Bırakın hükümeti mükümeti, tüm dostlarım asıl siz, istifa!…

Sonbaharda biraz dinlenirim, sakin sakin evimde (!) otururum diye düşünüyordum ki ne mümkün…  İran çöllerinde bir kervansaraya gidip çok sevdiğim dostlarımla inzivaya mı katılsam, Annem ve Babam’la Küre Dağları’nda sonbaharı mı karşılasam, Bir arkadaşımın çocuklar için hazırladığı düş kurma atölyesinin düşlerinde mi kaybolsam, hayatımı değiştiren AnadoluJam’in ortadoğusu Kasım’da Ürdün’deymiş bir yolunu bulup ona mı gitsem… Bu liste uzayıp gidiyor. Çok mu şanslıyım da çıkıyor bunlar karşıma, tuzum mu kuru ki benim, ya da çok mu özelim? İlk ikisini bilmem de özelim evet, tam da herkes kadar, çok özelim… ve bunu hak ediyorum. (Şu hak edişleri kafama vura vura öğreten dostum Ahmet’e şükranla…)

Yapılacak o kadar çok güzel şey var ki! Çıkın o ofislerden, sonbaharı koklayabileceğiniz bir yer bulana kadar arkanıza bakmadan koşun, buz gibi şelalelerde yıkanın, bırakın çölün hala yakan kumları parmaklarınızın arasına dolsun… Yeminlen “dışarıda” yapılacak o kadar çok güzel şey var ki… Ve bence değmez; bunca keşfedilecek yer, görülecek renk, koklanacak çiçek varken tüm vaktinizi birilerinin cebini daha çok doldurmak için o fanuslarda harcamaya, hatta bırak başkalarınınkini  kendi cebinizi doldurmak için bile değmez…  Hem ilk “cep”i dikenin onu para koymak için dikmediğine bahse girerim! Bırakın cepleriniz şimdilerde dallarından düşen taze cevizlerle dolsun, güvem erikleriyle, meşe palamutlarıyla, sevdiğiniz için topladığınız renkli taşlarla, daha dün Umman’dan öğrendiğim yalancı karabiber pembeleriyle dolsun…

Nerden gelecek bu değirmenin suyu diyeceksiniz, inanın ben de bilmiyorum… Korkmuyor muyum bazen, korkuyorum. Ama gün geçtikçe çok daha az korkuyorum… Çünkü, – en azından- benim değirmenimin suyunun artık bir üst model çamaşır makinası almak için gelmesine gerek yok, onu biliyorum.( İki tişörtün olursa mesela, biri kirlendiğinde onu elde yıkayıp ikincisini giymek çok kolay. İkiye düşemedim henüz ama  çook yakınım ) Ya cicili bicili giyinemezsem diye  korkmanıza da gerek yok. Tecrübeyle sabit, en son, dergahın kullanılmayan eşyalar sepetinden bulup aldığım eteği salına salına giydim, gören herkesler bayıldı! Etek dolaşımının üçüncü ayında, beşinci sahibi(!)nin gününü şenlendiriyor şimdilerde… Ayrıca, annemin diktiği elbiselerin de maliyeti 5 ila 10 tl arasında değişiyor. Takas çılgınlığı da cabası…

 

Bugün itibariyle tam 1 yıl 6 aydır “işsiz”im… Şükürler olsun!

30.000 kilometreye yakın yol…

Hayatımın en uzun seyahati

Hayatımın –yalnız- en uzun seyahati

Yeni keşfedilen ve daha öncekilere de hiç benzemeyen bir ülke(İran)…

Alarmı kurmadan uyandığım yüzlerce sabah, alarmı bilerek ve isteyerek kurduğum, çaldığında da uyanmaya can atarak kalktığım onlarca sabah…

Ailemle, tüm çalışma hayatın boyunca geçiremediğim kadar uzun vakit geçirmeler…

Yüzlerce çocukla yapılan onlarca etkinlik, Anadolu’nun bir ucundan diğerine taşınan yüzlerce mektup

Kırk gün kırk gece müziğin hiç susmadığı bir dergahta kalmak, dönmek, durmak, söylemek, susmak, sonunda bir olmak… Santurla uyuyup, arpla rüya görüp, bağlamayla uyanmak…

Kendini keşfettiren, keşfettikçe güzelleştiren bir çok atölye, etkinlik, toplaşma, buluşma, kamp, yol, yoldaş

İlk istifa kararı aldığımda şunu demiştim.

“ Senede sadece iki haftalık yıllık izinler için yaşıyorum. Onu da tutkunu olduğum seyahat için mi kullanayım, ailemi mi göreyim, arkadaşlarımla mı olayım… Sadece bir yıl işsiz(!) kalmayı başarsam, bir yılda var 52 hafta, o da ne eder 26 yıllık yıllık izin. Sadece bir yıl işsiz kalmayı başarsam feleğe 26 yıllık izin takarım, değmez mi?”

Bugün itibariyle tam 1 yıl 6 aydır “işsiz”im, şükürler olsun!

Bugün itibariyle feleğe 39 yıllık, yıllık izin taktım anacım, sefam olsun 😉

Ne diyordum? Burası çok güzel gelsenize…

TÜM DOSTLARIM İSTİFA!

Reklamlar